Bir deniz manzarası, gökyüzünde bulutlar ve iki küçük ada ile birlikte bir tekne karayı gösteriyor.

Sanat yolculuğumuz, yalnızca bugünle değİl; Cumhurİyet dönemİnİn İlk büyük ustalarından bİze uzanan bİr çİzgİnİn devamıdır. Bu çİzgİ, Avnİ Çelebİ’nİn özgün bakışından başlar; öğrencİsİ Ünsal Toker İle yenİ bİr yorum kazanır ve onun öğrencİlerİyle farklı dönemlere, farklı ruh hâllerİne taşınır

Bİz, İşte bu sessİz ama güçlü mİrasın İzleyİcİlerİyİz.
Galerİmİzİn kurucusu, Ünsal Toker’İn öğrencİsİ
ALİ NAKİ İLHAN’DIR.
Onun sanat anlayışı, akademİk dİsİplİnle usta-çırak İlİşkİsİnİn samİmİ bağını bİrleştİrİr. Boya dokusuna, ışığa, kompozİSyona duyduğu sadakat; kendİsİnden önce gelen öğretmenlerİnİn emeğİnİn ve ufkunun bİr yansımasıdır.

Bir kırmızı tramvay, arka planda bir kilise kulesi ve bazı ağaçlar, yağlı boya tarzında şehir manzarası.

Bu galerİ, sadece eser sergİleyen bİr mekân değİl; kuşaklar boyunca aktarılan bİr sanat dİlİnİn hayat bulduğu bİr duraktır.
Burada sergİlenen her tuval, geçmİşle bugün arasında kurulan bİr köprüdür.
Her fırça darbesi, Cumhuriyet’İn sanat anlayışından bugünün yorumuna kadar süreklİlİk taşıyan bİr hİkâyenİn parçasıdır.

Hafifçe dalgalanan su ve gökyüzüyle çevrili ağaçlar ve kırmızı çatılı yapılar içeren doğa manzarası.

Bİz, kİmlİğİmİzİ “büyük ustaların mİrasını yaşatmak” üzerİne kuruyoruz.
Türk resİm sanatının önemlİ İsİmlerİyle aynı çİzgİde yürüMEK, bİzİm İçİn bİr övünç değil; bİr sorumluluk duygusudur.
Bu nedenle galerİmİzde amaç, sadece sanat ESERİ SERGİLEMEK değİl; onu anlamak, anlatmak ve geleceğe taşımaktır.

Bu yolculuğu, usta-çırak geleneğinİn İncelİğİnİ, Cumhuriyet’İn özgürleştİrİcİ sanat ruhunu ve günümüzün yenİlİkçİ bakışını bİr araya getirMEK HEDEFİMİZDİR.

Bir göl kenarında tarihi bir kule ve şehir silüeti, yağlıboya tablo tarzında, açık ve koyu tonların kullanımıyla yapılmış.

Alİ Avnİ Çelebİ

İstanbul’da 1 Mart 1904’de dünyaya gelen Ali Avni Çelebi, Bağdat Mektupçuluğu görevinden emekli olmuş, dönemin kültürlü isimlerinden Suphi Bey’in oğluydu. Resim eğitimine 1918 yılında, babasının desteğiyle Sanâyi-i Nefîse Mektebi’nde başladı. Okulda ilk iki yılını Hikmet Onat’ın, sonraki iki yılını ise İbrahim Çallı’nın atölyelerinde geçirerek temel sanat eğitimini tamamladı.

1922’de öğrenimini ilerletmek için Münih’e gitti; önce Heinemann’ın atölyesinde bulundu, ardından bir dönem Münih Güzel Sanatlar Akademisi’ne devam etti. 1923’te Berlin Akademie der Künste’de Arthur Kampf’ın atölyesinde çalıştı. Aynı yıl yeniden Münih’e döndü ve 1927’de Türkiye’ye gelene kadar Hans Hofmann’ın atölyesinde eğitimini sürdürdü.

Türkiye’ye döndüğü 1927 yılında Galatasaray Sergisi’ne ve Güzel Sanatlar Birliği’nin Ankara’daki sergisine katıldı. Ardından Konya Kız Öğretmen Okulu’nda resim öğretmeni olarak görev yaptı. 1929’da Müstakil Ressamlar ve Heykeltıraşlar Birliği’nin kurucuları arasında yer aldı. Bir yıl sonra yeniden Münih’e giderek Hofmann’ın yanında çalışmalarına devam etti; ancak hocasının savaş öncesi Amerika’ya yerleşme hazırlıkları nedeniyle İstanbul’a döndü.

1931’de Akademi’de yardımcı öğretmen olarak göreve başladı fakat aynı yıl kadrodan çıkarıldı. 1934’te İstanbul Üniversitesi Arkeoloji Bölümü’nde desinatör olarak çalıştı. Léopold Lévy’nin Yeni Resim Bölümü başkanlığına gelmesinin ardından 1938’de tekrar Akademi’ye asistan olarak kabul edildi. 1956 yılında, 52 yaşındayken kendi bağımsız atölyesini kurdu ve 1968’de emekli olana kadar Akademi’deki görevini sürdürdü.

Ali Avni Çelebi, kariyeri boyunca çeşitli ödüllere değer görüldü; 1944’te 6. Devlet Resim ve Heykel Sergisi’nde, 1966’da ise Tahran Sanat Bienali’nde birincilik ödüllerini aldı.

ünsal toker

1933 yılında Kırklareli’de doğmuştur. 1958 yılında İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi (İDGSA) Yüksek Resim Bölümü’nü tamamlamıştır. Ali Avni Çelebi Atölyesi’nde eğitim almıştır. Toker, dışavurumcu (ekspresyonist) bir ressam olarak öne çıkmıştır.

Enerjik fırça darbeleri ve dolgun boya kullanımı, onun karakteristik stilini oluşturur.

Atölye hocası Ali Avni Çelebi’nin etkisi, eserlerinde net biçimde görülür; özellikle renk ve kompozisyon seçimlerinde miras ilişkisi hissedilir.

Deniz teması, Toker’in sanatında çok önemli bir yer tutar. Deniz, gemiler, Boğaz manzarası gibi konular tablolarında sıkça yer alır.

İstanbul’a dair simgesel yapılar da eserlerinin vazgeçilmez motiflerindendir: özellikle Galata Kulesi, Haydarpaşa gibi simgeler tablolarında sıkça yer bulur.

Diğer ilgi çekici temalar arasında horozlar ve çiçekler de bulunur; Toker özellikle horoz motifini güçlü bir şekilde işlemiştir.

Sanat yaşamı boyunca 85’ten fazla sergi açmıştır.

Ödülleri arasında:

1961 İzmir Güzel Sanatlar Festivali – İkincilik Ödülü

1969 DYO Yarışması – Beşincilik Ödülü

1972 DYO Yarışması – 2. Jüri Özel Ödülü

1972 İzmir Sanatçılar Derneği – Birincilik Ödülü

1975 36. Devlet Resim Sergisi – Başarı Ödülü

Ünsal Toker, Cumhuriyet Dönemi Türk Resminde güçlü bir figürdür. Onun çalışmaları, İstanbul’un şehri, Boğaz’ı, denizi ve simgesel yapıları sanata taşımada önemli bir köprü görevi görür. Atölye hocası Ali Avni Çelebi ile başlayan resim geleneğini, kendine has bir yorumla sürdürmüş ve sonraki kuşaklara ilham vermiştir.Enerjik ve dışavurumcu tekniği, özellikle modern ve çağdaş Türk resim tarihinde ayrı bir yer alır.

Gülümseyen yaşlı adam, gri saç ve sakala sahip, ince camlı gözlük takıyor, açık mavi gömlek ve siyah ceket giyiyor.

alİ NAKİ İLHAN

1956 Yılında Kayseri’de doğdu. İstanbul Atatürk Eğitim Fakültesi resim bölümünden mezun oldu. Ardından Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümünde lisans eğitimimi tamamlayarak akademik ve sanatsal altyapımı güçlendi. Sanat eğitimim boyunca hem geleneksel hem de çağdaş resim teknikleri üzerine yoğunlaştı; özellikle akrilik ve yağlı boya disiplinlerinde kişisel bir üslup geliştirdi.

İstanbul ve Datça’da 30 yıla yakın süre boyunca Resim Öğretmenliği yaptı. Öğretmenlik yılları boyunca yalnızca teknik eğitim vermekle kalmayıp, öğrencilerinin sanat aracılığıyla kültürel mirasla bağ kurmalarını destekleyen projeler geliştirdi. Sanatın toplumla bütünleşen yönünü önemseyerek birçok Sosyal Sorumluluk projesinde aktif görev aldı. Datça’da görev yaptığı dönemde, öğrencileriyle birlikte “1 Km Resim” adlı geniş katılımlı bir etkinlik düzenleyerek hem sanatın birleştirici gücünü hem de kamusal alanda yaratıcı üretimin önemini vurguladı.

Türkiye’nin farklı şehirlerinde, 40’a yakın kişisel sergi açtı; İstanbul, Denizli, Kütahya ve Bozüyük gibi şehirlerde çok sayıda karma sergide yer aldı. Bu sergilerde çoğunlukla doğa, geleneksel yaşam, kültürel değerler ve insan figürü üzerine yoğunlaşan yağlı boya ve akrilik çalışmalarını sundu. Büyükada Gönüllü Evi’nde bir dönem Resim Öğretmenliği yaparak hem yetişkinlere hem gençlere sanat eğitimi verdi.

1980 yılında Ünsal Toker Atölyesinde resim çalışmalarını sürdürdü.

Halen MAVİ LİMAN grubunun Sanat Danışmanlığını yürütmekte. Yurt içi ve yurt dışında çeşitli koleksiyonlarda eserleri bulunmaktadır; (İngiltere, Kolombiya, Almanya, Azerbaycan). Bu koleksiyonlarda yer alan eserlerinde çoğunlukla Türkiye’nin kültürel zenginliğini, mimari mirasını ve doğa unsurlarını modern bir yorumla ele aldı.

Çalışmalarına Ortaköy’deki atölyesinde devam etmekte ve hem bireysel hem de toplumsal belleğe katkı sağlayan çalışmalar üretmeyi sürdürmekte.